Murtazanın Seyir Defteri... - Blogcu

Murtazanın Seyir Defteri...

19/11/2009 - Bu ülke bölünecek...

ANLADIM ki, bu ülkeyi, bu Cumhuriyet'i seven pek yokmuş.
Dört koldan el birliğiyle yıkmaya, intikam almaya çalışıyor herkes.
Geçmişinde istenmeyen olaylar yaşamamış, kendi yurttaşlarına karşı haksızlık yapmamış veya doğru ya da yanlış kararlarla kendi vatandaşlarına eziyet çektirmemiş ülke var mı?
Bırakın doğumuzdaki azgelişmişleri, batımızda "demokrasi örneği" diye gördüğümüz ülkeler, vatandaşlarına yanlışlıklar yapmadı mı?
Kültürün, sanatın en önemli ülkelerinden İtalya, 1900'lerin yarısından fazlasını faşist bir yönetim altında geçirmedi mi? İç savaşında binlerce vatandaşı ölmedi mi?
Ya İspanya.
Ya Almanya.
İkinci Dünya Savaşı öncesi Fransa demokrat mıydı zannediyorsunuz.
Bırakın onu, İngiltere'nin İrlanda'da yürüttüğü savaş çok mu temizdi? Ya da İrlandalı Katoliklerin İngiltere'ye karşı yürüttüğü savaş!
Bu ülkelerin pek büyük bölümü tartışmalarını yaptılar, yapıyorlar. İspanya gibi bir iki tanesi ise hiç bunları tartışmadan üzerini kapadı, "Geçmişi unutalım, ileriye bakalım" tavrıyla hareket etti.
Türkiye ise geçmişi tartışmayı, geçmişin hatalarından veya doğrularından ders almak için değil, müthiş bir hesaplaşma, müthiş bir intikam duygusuyla yürütüyor.
Doğrular üzerinden yola çıkıp tarihi ve hataları tartışmak yok. Yalanlar üzerinden, iftiralar üzerinden, siyasal inançlar üzerinden tartışılıyor her şey. Tartışılmıyor. Karalanıyor.
Yaralar deşiliyor, yaraların üzerine tuz basılıyor, yaralar kemiğe kadar indirilmeye çalışılıyor.
Dangalakça edilmiş bir laftan yola çıkılıyor ve iş Tunceli adının Dersim'e çevrilmesine kadar gidiyor.
Atatürk faşist ilan ediliyor.
Hadi o zaman filmi başa saralım.
Madem her yerin adını değiştireceğiz, İstanbul'dan başlayalım.
Bundan böyle İstanbul, Konstantiniyye olsun. Hatta o bile yetmez, Constaninople yapalım.
İzmir olsun Smyrna.
Diyarbakır'ı Amed yapalım.
Harput'u yeniden ihdas edelim.
Yunanlıları Anadolu'ya geri çağıralım. İstanbul'a da İngilizler gelip el koysun.
Tarihi geri saralım.
Ama öyle bir saralım ki, bundan mutlaka zararlı çıksın bu ülke.
Varsa birisi çıkıp kurtarsın Türkiye'yi. Yoksa bırakalım bitsin.
Ben size samimi bir şey söyleyeyim mi?
Böyle giderse bu ülke 20 yıl içinde bölünür. En az ikiye. Belki daha fazla parçaya.
Ve artık görüyorum ki, bundan pek fazla üzülecek kişi de kalmamış ortalıkta.
Zaten bütün hazırlıklar da bunun içindi.
Alıştıra alıştıra, bıktıra bıktıra.
Ya birisi çıkacak bu ülkeden, cesur bir biçimde, kontrollü bir biçimde bunu yapacak...
Ya da kendi kendine kavga dövüş olacak bu iş.
Ama gidişat gösteriyor ki, olacak.
Biz hayatımızın son yıllarını, evlatlarımız ise büyük bir bölümünü bambaşka bir şekilde yaşayacağız belli.
İçimden okkalı, ama öyle böyle değil, çok okkalı bir küfür etmek geliyor ama burada olmaz, ayıp.
Yazı bitip son noktayı koyunca odamda, bağıra bağıra edeceğimden hiç kuşkunuz olmasın.
Onlar Demiş Ki..! (yok) :: Sen Ne Diyon! :: Bağlantı

17/11/2009 - TUFA Endeksi

İşsizlik büyümüş...

Gene.


Bütçe açığı desen, 34 kat büyümüş.

1 senede.

*

Haliyle merak ediyorsunuz, nasıl oluyor da büyüyor, kriz teğet geçtiğine göre?

Şöyle...

*

TEFE.

TÜFE.

*

Sizinki, TUFA.

Tufaya gelenler endeksi.

*

“Nasıl hesaplanıyor?” dersen...

- Memur musun?

- Memurum.

- Paran var mı?

- Yok.

- Alışveriş yapabiliyor musun?

- Yapamıyorum.

- Enflasyona etkin yok yani...

- Yok.

- E senle alakası olmayan enflasyonun farkını sana niye verelim birader?

*

Budur TUFA.

*

Bilimsel literatürde, “toptan ufalama endeksi” olarak da bilinir.

*

Matematiksel olarak açıklarsak mesela... Rekor kıran borsayı, sıçrama yapan milli gelire bölüp, patlama yapan ihracat ile çarpıyorsun, bulduğun rakama, memleketin bütün fabrikalarını bankalarını telefonlarını satarak elde ettiğin geliri ekleyip, TUFA’dan düşüyorsun... Ne etti canım kardeşim? Metrobüs zammı.

*

Veya, emekliler... Malum, her gün düzenli olarak tenis oynarlar... Enflasyon hesaplama sepetine, yazın soba borusunu, kışın mayoyu koyuyorsun, tenis topu fiyatlarındaki 12 aylık dalgalanmayı ekleyip, endeksliyorsun... Neye denk geliyor emekli maaşı? TUFA’ya.

*

Ekonomide reformdur TUFA endeksi, reform... Uyusun da “büyü”sün reformu.
Onlar Demiş Ki..! (yok) :: Sen Ne Diyon! :: Bağlantı

15/11/2009 - Patlıcan

Türkiye bayılır patlıcana...

Çeşit çeşit yemeği olur.

Yazarken bile insanın
ağzı sulanıyor.

Parmaklarını yersin.

Ama, parmaklarını
yediğinle kalırsın.

Vücuduna zerre
faydası olmaz.

Besin değeri fakirdir.

Vitamini sıfıra yakındır.

Doyuyorum sanırsın...

Zayıflatır!

Çocuklara tavsiye edilmez.

Çünkü, nikotin içerir.

Uyuşturur.

¡

Patlıcan’dır, açılım...

Çiğne çiğne, hikâye.

¡

Hükümet mesela...

İmambayıldı.

¡

Muhalefet desen...

Musakka’cı.

İmambayıldı’da
kıyma yokmuş...

Bu iş zeytinyağlı
olmazmış, filan.

¡

DTP, oturtma...

Fırsat bu fırsat, Habur’da da oturtuyorlar, Meclis’te de.

¡

İmralı aşçısı ise, Roj TV’den tarif veriyor, açacan, açmazsan, döşücem mayını, pat’lıcan.

¡

Meclis lokantasından dövüle dövüle atılan şehit aileleri de soruyor haliyle, “Onunki can da, benimki patlıcan mı?”

¡

Sezen Aksu konuşur, şak şak şak, alkışlarlar, Kevin Kostnır konuşur, şak şak şak, alkışlarlar... Nedir bu? Şakşuka.

¡

Küreseldir, topan...

O yüzden, yalaka basın ahaliyi iştaha getirmek için yazar durur, “Belki yarın, belki yarın da yakın, Brüksel lahanasının yerini alacak, topan patlıcanım...”

¡

Çankaya?

Hünkârbeğendi.

¡

Türkiye’de hıyardan sonra en bol sebzedir patlıcan... Tek sorunu vardır: İnsan yer, hayvana ver, yemez.

Yılmaz ÖZDİL
Onlar Demiş Ki..! (yok) :: Sen Ne Diyon! :: Bağlantı

12/11/2009 - Tebeşir Kokulu Aşk

Ne kadar cok zaman gecti üzerinden hatırlıyomusun
Ellerimiz yeni kalem tutmustu sevdamız alevlenmeye basladıgında
İlk askım ilk hayallerim, ilk umudum olmustun
Belkide seninle tanıdım askın ne oldugunu o zamanlar aşk nedir diye sorsalar cevap veremiyecek durumdayken
Yazmayı ögrenip ilk yazdıgım kelimem olmustu aşk, ilk cümlemdi seni seviyorum
Hatırlarmısın kara tahtaya sevgimi yazdıgımda nasılda utanmıstın
Yıllar sürecek bir sevdaya demir atmıstık seninle, asla bitmeyecek diyorduk gecip giden yılların aksine
En güzel günlerim, en güzel saatlerim seninle gecti
En güzel umutları, en güzel sevdaları seninle yasadım
Hic birsey bitmicek, degismicek diye umut ederken ne oldu sevdamızı tüketen bilmiyorum.
Sana dogru her adımım sonsuzluga dogru acılan kapı oluyor
Beni senden alıp sonsuzluga dogru götürüyordu
Sevdalarımı yaşıyamadım
Umutlarıma ulasamadım
Cekip giderken uzaklara
Unutursun bir gün diyordun
İnan ben hic unutamadım
Bende cok cabaladım unutabilmek icin
Ama günün her anı aklımda adın
Hala icimde yanan hasretin kavuruyor beni
ve burnumda tütüyor kokusu hasretin
Özlemlerim eskiye dönüyor siyah önlüklü yılları aniyorum
İcin icin agliyorum
Gecen yılların hasretini kimselerler paylasamiyorum
Tebesir kokulu aşkımız geliyor aklıma
İstesemde unatamiyorum....

Onlar Demiş Ki..! (yok) :: Sen Ne Diyon! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Aha bu ben

Selam Olsun

Bağlantılar

Ana Sayfa
Aha bu ben
EskiCi
Konu&Komşu
PostaCı
Forum

Kategorize

Konu&Komşu

laleninbahcesi
minikmine
depresyonikmanyak
nehece
simall
incitanem06
Blogcu Yardım
genocide
meralsa
sadecom
mikrobuzz
sonvurus

1den1e Toplist Bal Toplist